ASKERİ STRATEJİNİN TEK ADRESİ

Sitemiz askeri strateji ve taktik üzerine kurulmuştur.
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
onur
MAREŞAL / BAŞKOMUTAN
MAREŞAL / BAŞKOMUTAN
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 04/09/08

MesajKonu: Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar   Perş. Eyl. 04, 2008 12:48 pm

Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar

Muharebe esnasında göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurlardan birisi de zayiattır. Muharebe esnasında personel ve araç zayiatına etki eden çok çeşitli faktörler bulunmaktadır.
Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Dr.Yrb. H.Ender Başdaş'a ait, ne zaman yazıldığı belli olmayan, muharebede zayiat ve hasar üzerine temel bilgiler veren ve tarihi istatistiklere dayalı çalışmayı muharebede zayiata etki eden unsurları kavramak açısından faydalı buldum.

ZAYİAT VE HASAR KONUSUNDAKİ TARİHÎ SONUÇLAR

H.Ender BAŞDAŞ

ÖZET
Bu çalışmanın amacı, tarihsel gözlem ve analizler sonunda personel zayiatı konusunda belirlenen 23 adet sonuç ile malzeme hasarı konusundaki 6 adet sonuç, plânlayıcılara çalışmaları için ipuçları sunmak, bazı durumlarda pratik çözümler bulmalarına ve elde ettikleri sonuçları tarihsel gerçeklerle mukayese etmelerine yardımcı olmak maksadıyla müteakip maddelerde sunulmuştur.


1. PERSONEL ZAYİATI KONUSUNDAKİ TARİHÎ SONUÇLAR :



a. Modern muharebelerde taarruz edenin sayısal gücü, genellikle, savunanın iki katı civarındadır:

Bunun sebebi inisiyatifin taarruz edende olmasıdır. Taarruz eden, muharebeyi istediği yer ve zamanda ve seçtiği bir usulde başlatabilir; avantaj elde etmek için kuvvetlerini muharebe sahasının kritik bir yerinde toplayabilir.

Genelde taraflar kendilerinde bir başarı şansı görmezlerse muharebe başlamaz; taarruz eden inisiyatifini kullanmaktan kaçınırken, savunma yapan (geri çekilerek muharebeden kaçınamayacaksa) başarı şansını artırmak için tahmin ettiği muharebe bölgesini her fırsatta takviye eder.

Muharebenin savunanın iradesi dışında başlayabileceği bir diğer hâl ise taarruz edenin bir aldatmaya başvurması durumudur. Buna karşılık savunanın bir aldatması da (örneğin pusu), taarruz eden taraf hazır olmadan önce, muharebeyi başlatmasıdır.

Taarruzda başarı için 3'e 1 oranında kuvvet (sayısal) üstünlüğüne inanılırken, savunmanın başarısı için de bu oranın 2'ye 1'den az olmaması gerektiği düşünülür. Ancak aldatmayı başaran taraf, aldatmanın bir kuvvet çarpanı olarak kendi muharebe gücünü (1,5 ile 2,5 arasında değişen bir oranda) artıracağının da bilincinde olarak ve buna güvenerek yukarıda belirtilen güç oranından daha düşük bir güce sahip olmasına rağmen, aldatma baskın imkânı varsa, muharebeyi başlatabilir.

Özellikle taarruz edenin, 3'e 1 oranına ulaşmadan muharebeyi başlatmasını teşvik edecek bir diğer faktör ise, birliklerinin kalitesinin üstünlüğü konusunda kendisine duyduğu güvendir. Bu durum 2nci Dünya Savaşındaki Alman taarruzlarının ve Arap-İsrail savaşlarında İsrail'in taarruzlarının arzu edilen sayısal üstünlük olmadan başlatılmasının cevabıdır.

b. Taarruz eden taraf savunma yapan tarafa göre, daha başarılıdır:

1600 ile 1973 yılları arasında cereyan eden 601 muharebenin 366'sında (%61'inde) taarruz eden taraf başarılı olmuştur. 2nci Dünya Savaşı ve Arap-İsrail savaşlarına ait çeşitli kaynaklardan toplanan bilgilere göre de, taarruz eden taraf %75 oranında başarılıdır.

c. Kazanan tarafın zayiatı, kaybeden tarafa göre daha azdır:

Başarılı tarafın zayiat oranları (sayısal miktarları değil) tartışmasız şekilde, başarısız hasımlara göre daha düşüktür. Bu; kimin taarruz ettiğine, kimin de savunma yaptığına bakmaksızın, genelde doğrudur.

ç. Küçük kuvvetlerin zayiat oranları, büyük kuvvetlerin zayiat oranından daha yüksektir:

Amerikalı askerî tarihçi Theodore Ayrault Dodge, yaklaşık 100 yıl önce 19ncu yy.daki savaşlara göre, bu olaya işaret etmiştir. Aynı durum bugün de geçerlidir. Muharebeye giren küçük bir birliğin zayiat oranı (düşman durumu dahil) aynı/benzeri şartlarda muharebeye giren daha büyük bir dost kuvvetin zayiat oranından fazla olmaktadır. Çünkü büyük kuvvetlerin personel gücünün sayıca küçük bir kısmı düşmanın doğrudan ateşlerine maruz kalmakta ve dolayısıyla bu küçük bölümün verdiği zayiat oranı birliğin tam mevcudu ile kıyaslandığında az gibi gözükmektedir.

d. "Göreceli Muharebe Etkinliği" yüksek olan kuvvetler daha az etkili rakiplerine yüksek oranda zayiat verdirirler:

"Göreceli Muharebe Etkinliği" liderlik, moral, eğitim ve tecrübe gibi faktörlerin birbirleriyle etkileşiminin tesiri altındadır. Yüksek göreceli muharebe etkinliğinin ana sonuçlarından biri, daha az etkili rakiplere yüksek oranda zayiat verdirebilmektir. Bu ilişki iki tarafın göreceli muharebe etkinliği oranı ile doğrudan bağlantılıdır. 1nci ve 2nci Dünya Savaşlarında yüksek göreceli muharebe etkinliğine sahip Almanlar hemen hemen her zaman rakiplerine (hava desteği olsun veya olmasın, taarruz veya savunmada olsun, kazanırken veya kaybederken olsun) yüksek oranda zayiat verdirmişlerdir. Aynı gerçek her iki tarafın da aynı oranda zafer kazandığı veya geri püskürtüldüğü 1973 Arap-İsrail Savaşında da görülmüş ve İsrail'in toplam kayıp verdirme kabiliyeti Araplara nazaran önemli ölçüde yüksek olmuştur.

e. Kuvvet oranları ile zayiat oranları arasında doğrudan bir ilişki yoktur:

Zayiat oranları hava, arazi, taarruz, savunma, göreceli muharebe etkinliği gibi çeşitli faktörlere bağlı olup kuvvet oranı da bu faktörlerden birisi gibi tesir eder.

f. Modern muharebelerin çoğunda taarruz eden ve savunma yapan tarafın kayıplarının sayısal değeri benzerdir:

Tarafların başlangıçtaki muharebe etkinlikleri belirgin bir şekilde farklı değilse ve muharebe sonuçları savunma yapan taraf için karşı konulmaz bir felâket olmamışsa, bu tez doğrudur ve buna ilâve olarak, diğer pek çok sebep de dikkate alınırsa, mukayese yaparken sayıları değil, oranları kullanmak daha uygundur.

g. Savunma yapan tarafın zayiat oranları, tahkimatın gücü ile ters orantılı olarak değişir:

Muharebenin sonucu çeşitli faktörlere bağlıdır ve her iki taraf için de zayiat oranlarını sadece savunma yapan tarafın tahkimatının gücüne göre değerlendirmek doğru olmaz. Bununla beraber, tarih çeşitli mukayeseler yapabilmeye imkân tanımaktadır. Şurası açıktır ki, eğer, diğer tüm şartlar sabit kalsa ve savunma yapan taraf hazırlıklı savunma yapıyorsa, aceleyle hazırlanmış bir savunmaya göre daha az zayiat verirken, taarruz edene daha fazla zayiat verdirir.

ğ. Baskın yapan tarafın zayiat oranları, baskına uğrayan tarafın zayiat oranlarından daha düşüktür:

Çünkü aldatmayı başaran tarafın kuvvetleri muharebeye hazırdır ve düşmanı hazırlıksız yakalamanın yarattığı kendine güven duygusuna sahiptir. Diğer taraftan, baskına uğrayan kuvvet hazırlıksızdır, teşkilât dağınıklığı yaşar ve morali bozulur; baskının şokunu atlatıncaya kadar (yaklaşık üç gün) etkin şekilde muharebe edemez.

h. Genellikle, modern muharebelerde taarruz edenin zayiat oranı, savunanınkinden düşüktür:

Bunun ana sebebi, taarruz edenin genelde kazanması ve kazananın zayiat oranının kaybedenden düşük olmasıdır. İlâveten, taarruz eden inisiyatifi elinde bulundurması nedeniyle, savunandan daha fazla aldatma şansına sahiptir.

Ayrıca, sayısal olarak her iki tarafın zayiatı hemen hemen eşit olmasına rağmen oranlama yapıldığında, taarruz edenin sayıca üstün olması sebebiyle, zayiat oranı daha düşük çıkmaktadır.

ı. Kötü hava şartlarında, her iki tarafın zayiat oranları önemli ölçüde düşer:

Bunun sebebi, askerlerin kötü ve sert hava şartlarında silâhlarını iyi hava şartlarındaki kadar etkin kullanamamalarıdır.

i. Çetin arazi şartlarında her iki tarafın zayiat oranları önemli ölçüde düşer:

Çünkü; engebeli arazide ilerlemek için büyük bir çaba harcanırken, silâhların kullanılması için gereken itina yeterince gösterilemez. Ayrıca zor arazi şartları mühimmat ikmal faaliyetlerini yavaşlatır ve her iki taraf da daha düşük mühimmat ikmal oranları kullanırlar. Bir diğer sebep ise, zor arazi şartlarının her iki taraf için de daha fazla örtü ve gizleme imkânı sağlamasıdır.

j. Muharebede bir birliğin zayiat verdirme kapasitesi, birbirini takip eden her gün biraz daha azalır:

Birlik muharebedeyken zayiat verdirme kapasitesi günden güne, sürekli bir düşüş göstermekte; ancak muharebe ortamı dışında bu kapasite kısa süreli bir dinlenme ile yeniden kazanılabilmektedir. Şüphesiz, yorgunluk önemli bir faktördür, ancak bu durumun sebebi henüz kesin olarak açıklanamamaktadır. Bu konuda daha fazla araştırmaya gerek vardır.

k. Gece zayiat oranları, gündüze nazaran daha düşüktür:

Silâhların etkin kullanılabilmesiyle ilgili bir durumdur. Basit olarak "gece hedef tespiti ve bu hedeflerin isabetle ateş altına alınabilmesi, gündüze nazaran daha zordur." şeklinde açıklanabilir.

l. Zayiat oranları yazın, kışa nazaran daha yüksektir:

Bu durum doğrudan yaz ve kış arasındaki gün ışığı farkından kaynaklanır. Yazın gün ışığının fazla olması, silâhların etkin kullanımı için tabiatın sağladığı gizlemeden fazla istifadeyi engeller.

m. Ön hatlar ne kadar hızlı ilerlerse, zayiat oranı her iki taraf için de o kadar çok azalır:

1nci ve 2nci Dünya Savaşlarının sonuçları bu durumu tasdik etmektedir. Hızlı ilerleyen birlikler, yavaş ilerleyen birliklere nazaran silâhlarını kullanmak için daha az zaman ayırırlar; zamanın çoğu hareketin kendisine ayrılmaktadır; aynı zamanda hareket hâlindeyken hedefe isabet sağlamak zorlaştığından savunma yapan tarafın vurulması daha zorlaşmaktadır. Tersine bir durum olarak, hareket hâlindeki birliklerin kısa süreli hedef gösterdiklerinden, savunan tarafın ateşleriyle vurulmaları zorlaşmaktadır.

n. Nehir geçişlerinde zayiat oranlarının düştüğü görülmektedir:

Bu konu üzerinde daha fazla araştırma yapmak gerekmektedir. Ancak şu bir gerçektir ki taarruz eden taraf nehir geçişi sırasında silâhların kullanmasıyla daha az ilgilenebilmekte; diğer taraftan savunan tarafa, asıl geçiş bölgesi hariç, daha az sayıda hedef göstermektedir.

ö. Bir tarafın "Ya hep ya hiç demesi", her iki tarafın da zayiat oranını artırır:

Bir komutan görevini başarmak için yüksek zayiat oranlarını göze alabilir ve gerçekten de bu yüksek zayiata maruz kalır. Ancak rakibini de yoğun bir çarpışmaya zorlar, onun da yüksek oranda zayiat vermesine sebep olur.

o. Toplam muharebe gücü yüksek olan kuvvetler, rakiplerine çok daha fazla zayiat verdirirler:

Muharebe gücü, bir muharebe veya temasın içinde cereyan ettiği harekât, çevresel ve insanî şartların tamamını kapsar. Sayısal güç bakımından küçük olan bir savunma kuvveti; yüksek hareket kabiliyetine sahip bir ihtiyat kullanarak, üstün moral ve liderlikten faydalanarak iyi bir savunma tesis edebilir ve taarruz edenden daha yüksek bir muharebe gücü oluşturabilir. Bunun sonucunda da düşmana, onun kendisine verdirdiğinden daha büyük miktarda zayiat verdirebilir.

p. 20nci yüzyıl savaşlarındaki ölüm ve yaralanma oranları sabittir:

Muharebe zayiatının %20'sini derhal ölenler, %80'ini ise yaralananlar teşkil eder. Bu, bir anlamda, 1 ölüye karşılık 4 yaralı verilir, demektir. Eğer çelik yelek giyilirse, bu oran 1 ölüye karşılık 6 yaralı şeklinde (ölü %15, yaralı %85) değişmektedir. Muharebe zayiatının %65'i çok az bir bakımla iyileşmektedir. Tıptaki gelişmelere bağlı olarak ciddi yaralanmalarda (toplam yaralanmaların %5'i) yaşama oranı geçen yüzyılda üç kat artmıştır (%5'in altında iken, %10'un çok üstüne çıkmıştır).

q. 2nci Dünya Savaşında Batı Avrupa?da bir tümenin günlük ortalama zayiat oranı %1 ile %3 arasında olmuştur:

Batı Avrupa'da yoğun muharebelerde başarılı olmuş bir tümenin zayiatı günlük %1 ile %2 civarındayken, başarılı olamayan bir tümenin günlük zayiatı %2-3 civarında olmuştur.

r. 1973 Ekim Savaşının zayiat oranlarını 2nci Dünya Savaşının zayiat oranları ile karşılaştırmak mümkündür:

Silâhlardaki öldürücülüğün artmasına, askerî teknolojideki büyük gelişmeye rağmen 1973 Savaşlarındaki personel zayiatı, 2 nci Dünya Savaşında Batı Avrupa'daki yoğun muharebelerin personel zayiatıyla yaklaşık olarak aynı iken, Doğu Avrupa?daki zayiat oranlarından çok az bir miktar eksiktir.

ş. 1945'ten sonra küçük çaptaki çatışmalarda görev alan ana kuvvetler için personel zayiat oranları, 2nci Dünya Savaşında bu konuda elde edilen verilerin yaklaşık yarısı kadardır:

Nedeni ise, bu çeşit muharebelerin çoğunda, düşman hava gücü ve topçu desteğinin yeterli olmamasıdır.

2. MALZEME HASARI KONUSUNDAKİ TARİHÎ SONUÇLAR:



a. Malzeme hasar oranları ile personel zayiat oranları arasında bir ilişki vardır:

Tanklar, araçlar ve topçu silâhları isabet aldığında çoğu kez personel de isabet almış olur. Bunun anlamı, malzeme ve personel kayıpları arasında bir ilişki olduğudur. Bu ilişki, malzemeden malzemeye değişebileceği gibi muharebe sahasının yoğunluğuna, malzemenin dağılımına ve düşman ateşi altındaki göreceli tahribata da bağlıdır.

b. Tank hasar oranları personel zayiat oranlarından 5-7 kat fazladır:

Bu sonuç bir tarafın veya her iki tarafın muharebe gücünün önemli bir oranını zırhlı birliklerin oluşturduğu görev kuvvetlerine uygulanır.

c. Taarruz edenin tank hasar oranı, genellikle savunma yapanın tank hasar oranından daha yüksektir:

Bu durum da tarafların personel zayiat oranlarıyla ilgilidir ve şöyle formüle edilebilir: Eğer taarruz edenin tank hasar oranı, personel zayiat oranından yedi kat daha yüksekse, savunma yapanın tank hasar oranı personel zayiat oranının yaklaşık beş katıdır.

ç. Topçu malzeme hasar oranı, genellikle personel zayiat oranının onda biri civarındadır:

Çekili silâhlar için bu oran, yirmide bir civarındadır. Bu sonuç düşman ateşiyle vurulan topçu silâhlarına ait gözlemlerin sonucudur ve kuşatılma veya teslim olma gibi durumlarla oluşan topçu hasarını içermemektedir.

d. Kundağı motorlu (K/M) topçu hasarı, çekili top hasarından 2-3 kat büyüktür:

Büyük hedef göstermesi, üzerinde mühimmat ve akaryakıt bulunması, ateş etme imkân ve kabiliyetine sahip olduğu anda bile motorun hasar görme ihtimalinin olması, çekiliye göre muharebenin çok daha yoğun olduğu bölgelerde kullanılması gibi sebeplerle; K/M topçu daha fazla hasara uğrar, ancak personel zayiatı çekili topçudan daha azdır.

e. Hafif topçunun, orta ve ağır topçuya göre hasar oranları 2,2 / 1,8 / 1,0 şeklindedir:

Bu durum anılan silâhların taktik mülâhazalarla seçilen mevzi bölgelerinin cepheye olan mesafeleri ile ilgilidir (örneğin, hafif topçu genelde ön hatlara en yakını, ağır topçu en uzak olanıdır).

_________________
MEVZU-U BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://taktikstrateji.yetkinforum.com
BURAK
ÇAVUŞ
ÇAVUŞ
avatar

Mesaj Sayısı : 21
Kayıt tarihi : 05/09/08

MesajKonu: Geri: Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar   Cuma Eyl. 05, 2008 12:54 pm

KONUYU ÇOK GÜZEL İZAH ETMİŞSİNİZ
BENCE EN AZ ZAİYAT VERİLEN TAKTİK GERİLLA TAKTİĞİDİR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
BURAK
ÇAVUŞ
ÇAVUŞ
avatar

Mesaj Sayısı : 21
Kayıt tarihi : 05/09/08

MesajKonu: Geri: Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar   Cuma Eyl. 05, 2008 1:16 pm

tesbitleriniz çok yerinde
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
onur
MAREŞAL / BAŞKOMUTAN
MAREŞAL / BAŞKOMUTAN
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 04/09/08

MesajKonu: Geri: Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar   Cuma Eyl. 05, 2008 1:29 pm

teşekkür ederim Cool

_________________
MEVZU-U BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://taktikstrateji.yetkinforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Zayiat ve Hasar Konusundaki Tarihi Sonuçlar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ASKERİ STRATEJİNİN TEK ADRESİ :: KARA TAHTA-
Buraya geçin: